Sağlıklı Beslenme Ve Zayıflama Odaklı Grup Terapisi
26 Ağustos 2017
Toplumsal Travma Konulu Seminerimiz Gerçekleşti
21 Eylül 2017

ÇOCUKLARDA KAYGI BOZUKLUĞU

Günlük yaşamda çocuklar için , sosyal aktiviteler , okulda kaygı bozukluğu yani anksiyeteyi tetikleyecek unsurlar bulunmaktadır. Okula yeni başlayan çocuklar,girdiği ortamlarda kendine özgüveni az olması, ailevi sorunlar ve bir çok sebep çocuklarınızı anksiyete gibi ruhsal sorunlar yaşamasına neden olabilir .

Kaygı Bozukluğu Nedir?

Her canlı, organizmayı tehdit eden bir durum karşısında kendisini savunmak için bazı tepkiler verir. İnsanlarda bu tepkiler fiziksel, davranışsal ve duygusal özelliklerdedir. İşte olası bir tehlike karşısında duygusal olarak verilen tepkilerden birisidir kaygı. İnsanı tehlikelere karşı uyanık tutmaya, önlem almaya yarar. Bu anlamda gerekli ve hatta hayati önem taşır. Ancak her kaygı durumu için aynı şeyi söyleyemeyiz. Ortada gerçek, ya da yakın bir tehlike yokken, günlük yaşamın akışını olumsuz etkileyecek düzeyde yaşanan yüksek düzeyde kaygılanma durumuna Kaygı (Anksiyete) bozukluğu diyoruz.

Çocuklarda Kaygı Bozukluğu Olur mu?

Kaygı Bozukluğu tanı olarak toplumumuz tarafından son yıllarda özellikle “Panik Atak” kavramı ile birlikte duyulmaya başladı. Yetişkin hastalığı olduğu sanılan Kaygı Bozukluğu düşünülenin aksine çocuklarda da çok sık görülür.

Çocuklarda Kaygı Bozukluğu’nun Belirtileri Nelerdir?

Çocuklarda görülen Kaygı Bozukluğu’nda, yetişkinlerde görülen takıntılı davranışlar, kalp çarpıntısı, terleme, titreme, olumsuz inanç ve düşünceler, kaçınma gibi belirtilerin yanı sıra, hırçınlık, alt ıslatma/dışkı kaçırma, tırnak yeme, karın/mide ağrıları ve bulantı, nedensiz ağlama nöbetleri gibi belirtiler de gözlemlenebilir.

Çocuklarda Kaygı Bozukluğu’nun Nedenleri Nelerdir?

Öncelikle Kaygı Bozukluğu geliştiren çocukların sıklıkla ebeveynlerinde de benzeri bir tablo görülür. Bu durum hem genetik yatkınlık ve hem de sosyal öğrenme ile açıklanabilir. Erken çocukluk döneminde Kaygı Bozukluğu’nun ortaya çıkmasında özellikle yakın aile ilişkileri daha çok etkilidir. Mükemmeliyetçi, cezalandırıcı, ya da çocuğuna aşırı olumlu anlamlar yükleyen ebeveynlerin çocuklarında da Kaygı Bozukluğu’na sıklıkla rastlamaktayız. Eğer ebeveynler çocuklarından ideallerindeki mükemmel çocuk gibi davranmasını bekliyorsa, çocuk hata yaptığında ya da yetersiz kaldığında ağır cezalar veriyorsa, çocuğunun kendine özgü yeteneklerini, ilgilerini ve eksiklerini görmezden gelip, kendisi için övülmeye değer özellikleri çocuğuna mal etmeye çalışıyorsa, orada Kaygı Bozukluğu orta çıkma olasılığı yükselmektedir. Okul çağı ve sonrasında etki unsuru olarak okul ve arkadaş çevresi de ortaya çıkar. Bunun dışında baş edilmesi zor korku ve kaygıya sebep olabilecek olağan dışı olumsuz deneyimler de Kaygı Bozukluğu’nun ortaya çıkmasında önemli etkendir. Kaza, kayıp, şiddet gibi deneyimler çocuklarda Kaygı Bozukluğu’na sebep olabilmektedir.

Ne Yapılmalı?

Bir çocukta Kaygı Bozukluğu belirtileri ortaya çıktığında aile bu belirtileri çok iyi gözlemlemeli ve takip etmelidir. Belirtiler düşünsel ve duygusal düzeyde kalıyorsa, yani çocuk sadece olumsuz ihtimaller ve endişeleri üzerine konuşuyor, ancak davranışsal ya da fiziksel olarak başka belirti göstermiyorsa hafif seyreden bir süreç söz konusudur. Bu durumda aile, çocuğa anlayışla yaklaşmalı, söylediklerini –tekrar tekrar da olsa- sabırla dinlemeli, onu anlamaya çalıştığını ifade etmeli, olumsuz düşünce ve duygularının ne kadarının gerçekçi, ne kadarının gerçek dışı olduğunu birlikte değerlendirmelidir. Ancak hiçbir zaman çocuğa “bunlar boş kaygılar, saçmalık” gibi mesajlar verilmemelidir. Anlaşılmadığını ya da önemsenmediğini hissetmek Kaygı Bozukluğu tablosunu şiddetlendirmek dışında başka hiçbir işe yaramaz.

Eğer çocukta duygu ve düşünce boyutuna ek olarak, çarpıntı, terleme, mide bulantısı, karın ağrısı gibi fiziksel; kaçınma, tırnak yeme, alt ıslatma, hırçınlık gibi davranışsal belirtiler de varsa aile mutlaka bir uzman desteğine başvurmalıdır. Zamanında müdahale edilmeyen psikopatolojiler ergenlik ve yetişkinlik döneminde daha ağır ve karmaşık hastalık tablolarına sebep olabilmektedirler.

 

Danışmak için tıklayınız

Soru Sor